Film

İzlemeniz Gereken En İyi Hapishane Temalı Filmlerden: Shot Caller

Sizlere yakın zamanda “İzlerken Telefonunuza Bile Bakamayacağınız Sürükleyici Filmler”, “2020 Yapımı 5 Müthiş Film” ve “Keyifle İzleyeceğiniz Çıtır Çerezlik 5 Film” önerilerinde bulunmuştum. Sinefiller olarak karantinadayken o kadar çok film izledik ki film önerileri yazılarımıza tıklanma sayılarından bu sıralar bizim gibi sizin de film arayışı içinde olduğunuzu fark ettim. Bu vesileyle size müthiş bir film önermek için hemen yazımın başına geçtim.

Bu yazıda Amerikan yapımı oldukça sürükleyici bir suç-gerilim filmi olan Shot Caller film konusu, incelemesi ve oyuncularından bahsedeceğim. Başrollerde Game of Thrones’un Jaime Lannister’ı ve canım Punisher’ımız Jon Bernthal bulunuyor. Shot Caller IMDb puanı 7.3.

Hadi gelin şimdi Shot Caller filminin konusu neymiş, neden izlenmeliymiş, biz neden çok sevdik bunlardan bahsedelim.

Not: Shot Caller Netflix kütüphanesine henüz eklenmedi.

Shot Caller filmi, Jeffrey Epstein Korkunç Zengin belgeseli ve yıllar sonra yeniden izlediğimiz The Matrix, LOTR, Harry Potter serilerini konuştuğumuz podcastimizi dinleyebilirsiniz:

Nedir Bu Shot Caller Filminin Konusu?

Nikolaj Coster-Waldau’nun can verdiği Jacob Harlon, mutlu bir aileye ve iyi bir işe sahip. Bir gün arkadaşlarıyla bir kutlamadan dönerken alkolü fazla kaçırdığı için kaza yapıyor ve arkadaşlarından birinin ölümüne sebep oluyor. Birkaç saniye önce mutlu bir yuvası, canından çok sevdiği oğlu ve iyi bir işi olan Jacob’ın hayatı, bu sahneden sonra tamamen değişiyor.

Üst düzey güvenlik önlemlerinin alındığı bir cezaevinde şiddet ve adaletsizliklerle sürekli iç içe olduğundan yeni hayatına adapte olması gerektiğini fark ediyor. Hayatta kalmak için kötüleşmesi gerektiği gerçeğiyle zor olsa da yüzleşmek zorunda kalıyor. Irkçılığın hüküm sürdüğü, içlerinde sevgiye ve iyiliğe dair bir gram kırıntı kalmamış insanların arasında kendini yapayalnız hissediyor. Aklını kullanan her insanın böyle bir ortamda yapması gereken şeyi yapıyor ve kendini kimseye ezdirmeyip aksine kendine sataşmaya çalışan bir adama gözdağı veriyor. Bir süre sonra Jon Bernthal’in hayat verdiği Frank ve çetesiyle tanışıyor ve gitgide forsu artıyor.

Zamanla gücü ve istihbaratı hapishane duvarlarını aşan “Money” adında gerçek bir gangster’a dönüşüyor. Film, Jacob’ın başarılı işinden ve mutlu ailesinden sıyrılıp gerçek bir suç makinesine dönüşme evresini hayretle izletiyor seyirciye. Hayata dair müthiş dersler çıkarabileceğiniz bu hapishane temalı filmi ‘izleme listenize’ mutlaka almalısınız.

Yönetmen Ric Roman Waugh öyle sahneler sunmuş ki izleyiciye, karakterlerin konuşmasına gerek kalmadan ne anlatmaya çalıştıklarını anlayabileceğimiz pek çok sahne görüyoruz. Şimdi gelelim neden Shot Caller filmini izlemeniz gerektiğine…

Neden Shot Caller Filmini İzlemeliyim?

Film, konusu itibarıyla vermek istediklerini oldukça başarılı bir şekilde izleyiciye geçiriyor. Suç ve gerilimin yanında dramın da ağır bastığını söyleyebiliriz. Shot Caller filminin yönetmeni Ric Roman Waugh, önceden de yine başarılı bir hapishane filmi olan Felon ile izleyici karşısına geçmişti. Fakat Shot Caller’ın dramatik ve psikolojik yönünün daha ağır bastığını söylemek mümkün. 2 saatlik bir film olmasına rağmen kendini bir solukta izleten oldukça akıcı ve sürükleyici filmler arasında sayabiliriz. Müzikler, oyunculuklar ve kurgu gayet başarılı.

Hapishane temalı filmleri sevenlerin kaçırmaması gereken bir seyirlik. Filmin verdiği derin ve anlamlı mesajlara da değinmeden geçemeyiz. Ufacık bir hatanın insanın hayatını nasıl mahvedebileceğini ve insanoğlunun her ortama nasıl adapte olabildiğini gösteriyor. Tabii karakterimiz adapte sürecinden çok zorlandı ve süreç gayet uzundu ama mesaj net.

Hayatımız oldukça sıradan ve güzel bir şekilde ilerlerken, bir anda bize çok ütopik gelen başka kişilerin hayatlarının arasında kendimizi bulabileceğimizi ve bunun yalnızca birkaç saniyelik dikkatsizlik yüzünden olabileceğini ve belki de bir daha eski hayatımıza, mutlu ailemize asla geri dönemeyebileceğimizi çok güzel bir şekilde anlatıyor. Macera ve aksiyondan ziyade psikolojik ve dramatik yönünün ağır basması da çok güzel olmuş.

Filmi izlerken “The Human Animal”, “Art of War”, “il Principe”, “Book of Five Rings”, “For Whom the Bells Tolls”, “The Selected Works”, “Aztec Revenge”, “Deep Black Jihad” ve “Holy Bible” gibi kitapları gördük. Kitapların hepsi filmin gidişatına uygun olarak seçilmiş. Eğer gerçekten korona salgını için aşı ya da ilaç filan bulmaya çalışmak kadar önemli bir işiniz yoksa bu filmi, dolayısıyla Kingslayer başkanın şovunu mutlaka izleyin!

Bizi Takip Edin:

Twitter
Instagram
Letterboxd
Youtube

Dark, Netflix, TENET ve daha birçok konudan bahsettiğimiz podcast’lerimizi dinleyebilirsiniz:

Soundcloud: soundcloud.com/kulturflix
Spotify: https://spoti.fi/2ZSJhFy
iTunes: https://apple.co/2AnbCJh
Spreaker: https://bit.ly/3cj1HBR

Shot Caller Fragmanı

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

error

Bizi Sosyal Medya'da Takip Etmeyi Unutmayın!