Film

Pazar Akşamı İzlemelik Nefis Bir Film: Hücre 211 (Celda 211)

Celda 211

Hücre 211 (Celda 211) Film Konusu:

2009 yapımı Celda 211, İspanyol sinemasının popüler filmlerinden. Başrollerde Luis Tosar ve Alberto Ammann’ın bulunduğu film, hapishane filmlerine güzel bir örnek. Alberto Ammann’ı ise Narcos dizisinden hatırlayacağınıza eminiz. Kendisi Hélmer Herrera karakterini başarılı bir şekilde canlandırmıştı. Filmin konusundan bahsetmek gerekirse, gardiyan olmak üzereyken, çıkan ayaklanma sonucu yanlışlıkla hapishane mahkumlarının arasında kalan Juan’ın başından geçenleri izliyoruz. Mahkum rolü yaparak hayatta kalmaya çalışan Juan’ın en büyük dayanağı Malamadre olacaktır.

Daniel Monzon’un yönettiği, tüm oyuncuların (özellikle Alberto Ammann ve Luis Tosar) muhteşem oyunculuklarını konuşturduğu  Celda 211, herkesin kaldırabileceği bir film değil! Arkadaşımla izliyordum kalktı gitti. Çok beğendi o ayrı, ama bu kadar sıkıntının bir arada yaşandığı ve gerçeklerin aslında gördüğümüz gibi olmadığını anlatan filmler bazen Scream serisinden bile daha korkunç olabiliyor.

Her neyse hızlıca film incelemesine geçmek istiyorum.

-Yazının bundan sonraki kısmı filmi henüz izlememiş olanlar için tat kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir-

Celda 211 (Hücre 211) Film İncelemesi

Öncelikle, suçluları hayat boyunca suç işleme potansiyelinde görmenin ne kadar yanlış ve sığ bir düşünce olduğunu yüzümüze vuruyor bu film. Hayat şartları derler ya, bir şekilde birini öldürüp içeri girmiş bir kimse bile pişmanlığını ya içinde ya da duvarlara resimler çizerek, yazılar yazarak yaşıyor. Ama filmde de vurgulandığı üzere ne olursa olsun hiç kimse bir pislik gibi karanlık avuç içi kadar bir hücreye atılmamalı, atılamaz! Hücre ile ilgili mahkumların kurduğu şu cümle ne kadar hüzünlü ve gerçek:

“Bir insanı uzun süre sesten ve ışıktan uzak tek başına tutamazsın, o anlarda birinin seni dövmeye gelmesi için dua edersin, çünkü hiç yoktan birine bağırmış olursun.”

Eminim filmi izleyen çoğu kişi, Juan Oliver’in gardiyan olmak için fazla çelimsiz ve tırsak bir karaktere sahip olduğunu düşünmüştür. Belki o ayaklanma yaşanmasaydı gardiyan olduğu dönemde bir mahkum tarafından kolayca yere serilebilecek biriydi. Bence Juan, kendini mahkum gibi gösterdikten sonra onlar arasında birkaç gün yaşayınca gardiyanlara karşı küçük de olsa bir nefret besledi ve telefon görüşmesi için demir kapı açılıp dışarı çıkacağı o sahne geldiğinde, ne olursa olsun konuştuktan sonra geri döneceğini düşündüm. O ise kapı yarım açıkken dışarı adım atmadı bile.

Şu suçlulara bakış açısının net ve bir olduğundan bahsettim ya, Malamadre hakkında da pekala olumsuz düşüncelere sahip olabilirdik. Bu açıdan da ters köşe yapmış filmdir.

Son sahnede Juan vurulduktan sonra Malamadre’nin ona sarılışı gözlerden yaş getirecek cinsten bir sahneydi. Filmin bariz verdiği ana fikir ise;

Dost bildikleriniz gün gelir en büyük düşmanınız olabilir (Apache) lakin bunun tam tersi olarak ön yargılarınız da size kapak olabilir.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

error

Bizi Sosyal Medya'da Takip Etmeyi Unutmayın!